Müslümanlığımdan Gurur Duyuyor muyum?

Din bir muhasebe defteri gibi sevaplar günahlar dengesinden ibaret değildir. Allah’a sevimli olmak, Allah’tan razı olmak hesap makinesinde ölçülmez. Toplum içinde Allah, din, peygamber neremizde duruyor? Derste, ‘aman Allah dersem bilimsel olmaktan çıkarım ve bilim kilisesi beni afaroz eder‘ diye korkuyor muyuz? Ofiste çalışırken mesela namaza nasıl kalkıyoruz. Çekinerek, yalancı bir mütevazılıkla ya da gizli gizli..? Din nasıl tezahür ediyor hayatımızda. Ticarette, yalan başka bir mesele, ondan söz etmiyorum, söz ettiğim şey toplantı uzayıp da namaz vaktinin çıkma tehlikesi oluştuğundaki tavırdır. ‘Bir ara versek’ mi diyeceğiz, yoksa ‘namaz çıkıyor, siz de kılmadıysanız cemaat yapalım’’ demek mi? Cemaat olma teklifini bile baskıcı mı bulacağız yoksa? ‘Kılan var kılmayan var kardeşim’ mi diyeceğiz? İbadetlerimizi ikinci sınıf insan kılığında mı yapacağız. Yani ‘maalesef’ mi örtünüyor kadınlar, erkekler ‘maalesef’ mi zina edemiyorlar? Namazlarımız da ‘işte bizim başımızın tatlı belası’ edasında mı kılınacak? Haram olan şeyleri yapmamak yasak olarak değil de bir nevi fakirlik olarak mı idrak edilecek? ‘Ben müslümanım ama o kadar da değil’ ifadesinin ne demek olduğunu biraz düşünelim. ‘Ben müslümanım ama namaz kılacak kadar da değil’ ya da ‘namaz kılıyorum ama kızlarla/erkeklerle flört edemeyecek kadar da değil.’ Mesele günah işlemek değil, mesele kaypaklık. Mesele namazını, dinini gizlemek. Üniversite öğrencisi müslüman genç, müslüman olduğunu sınıfının içinde göğsünü gere gere söyleyebilir mi mesela? Aman seküler cadılar bana büyü yapar diye çekinir mi yoksa? Nereye aitiz?
Allah’ı sevmek tam olarak ne demek? ‘Allah her şeyi affeder, e koca tanrı benim bu halime de hak verir. Bu üniversite/ofis ortamları da böyle işte ne yapalım, ayak uyduruyoruz.’ Bu ayak uydurmak sevginin hangi çemberinden geçer? Umursamadığımız bir Allah’ı mı seviyoruz yoksa? O’nun tarafında olmadığımız bir yaratıcıdan son model araba, sağlık hatta cennet istiyoruz. Müslüman, Allah’ın tarafında olur. İbadet etmek bunun bir tezahürüdür. Müslüman’ın hayatta en önemsediği şey dinidir. Okul, iş, eş, ana-baba, evlat hepsi ikinci şeylerdir. Rastgele yaşamıyoruz, Allah gönderdi bizi buraya ve O’na gidiyoruz. Müslüman doğduğumuz için Allah’a şükretmek varken, kan emici batının yapay keyif dünyasına ayak uydurmaya çalışmak kötü bir ticaret olur. Müslüman genç kardeşim, senin tek sahibin Allah. Herkes seni sevse yahut ayıplasa ne çıkar? Yalnız Allah’ın gücü var.



Yorumlar